Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 2005 yılında Sağlık Bakanlığı İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi’nde  Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz alanında ihtisasımı tamamladım. Sonrasında 11 yıl Ordu Devlet Hastanesi’nde Göğüs Hastalıkları uzmanı olarak görev aldım. Nisan 2017’de ise Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp alanında kendi muayenehanemi kurdum.

Hekimlik sürecimde  mesleğimin de gerektirdiği şekilde kendimi geliştirmek adına yurt içi ve yurt dışı olmak üzere pek çok kongre ve sempozyuma katıldım. Ancak son yıllarda, başvuran hasta  sayısındaki artış, özellikle genç alerjik hastaların rahatlamak için sürekli ilaç kullanmak zorunda kalmaları, bu ilaçları ne kadar süre daha kullanacakları konusunda kafalarında oluşan soru işaretlerine tatmin edici bir cevap verememek; açıkçası hastalarla birlikte beni de artık rahatsız etmeye başladı. Mevcut tedavilerin kişinin şikayetlerine yönelik kökten çözüm üretmek yerine geçici bir süre rahatlık sağladığını düşünmeye başlamıştım. Bu nedenle, eğitim aldığım Batı Tıbbı Tamamlayıcı Tıp ekolünün etkisiyle hep uzaktan bakmak durumunda kaldığım, yıllardır hayalini kurup bu sebeple ilgilenemediğim doğu tıbbı ve tamamlayıcı tedavi yöntemlerini araştırmaya başladım.

Şunu anladım ki: Batı Tıbbı sadece somut bedenle ilgilenmekte ve özellikle alerjik hastalıklar gıda alerjileri, şeker hastalığı, hipertansiyon, alzheimer, depresyon, romatizmal hastalıklar, vb. kronik  hastalıklarda şikayetlere yönelik ilaçlar kullanılmakta, ömür boyunca giderek artan ilaç sayısıyla, hastalar hem ilaç yan etkilerine maruz kalmakta, hem de tam bir iyileşme sağlanamamaktadır.

Tamamlayıcı Tıp ekolü  ise kişiyi beden, zihin, ruh şeklinde ayrılmaz bir bütün olarak ele almakta, Batı Tıbbında tedavisi mümkün olmadığı düşünülen durumlarda bile, ilaçlara çok fazla bağlı kalmadan bazen mucizevi bir şekilde iyileşme sağlayabilmekteydi. Bunu görmek beni oldukça heyecanlandırmış ve umutlandırmıştı.

Sonuç olarak, uzun yıllardır gönlümde yatan tamamlayıcı tıp yöntemleriyle Batı Tıbbı bilgilerimi birleştirerek, hekimliğin temel felsefesi olan ‘Primum nihil nocere-Önce zarar verme’ yaklaşımıyla hastaları değerlendirerek tedavi etmeye karar verdim.

Artık bütünsel bir yaklaşımla hastaların, başvuru sebebine göre kan tahlillerini, alerji testlerini, vitamin eksiklikliklerini, hormon düzeylerini ve beslenme alışkanlıklarını ayrıntılı bir şekilde değerlendirdikten sonra uygun önerilerde bulunup tedavileri düzenlemekteyim. Klasik tıpta, özellikle kronik veya iyileşme beklentisi düşük pek çok hastalığın, mucizevi bir şekilde, üstelik de çok daha az ilaç kullanarak iyileşebildiğini görmek, mesleki açıdan beni çok mutlu etmektedir.

Bu konularda yıllardır pek çok eğitim aldım ve hastalarıma faydalı olmak adına halen eğitimlere devam etmekteyim…

ÇALIŞTIĞI KURUMLAR
ÜYE OLDUĞU BİLİMSEL DERNEKLER
EĞİTİMLER